Sendikacılığın öldüğü yerde, sosyal demokrasi yoktur.
Şimdiki sendikacılar ve sınıf mücadelesini esas almış partiler, liderlerinin Stalin tarzı bıyık bırakmakla demokrasi tarihinde yer alacaklarını sanıyorlar.
1963 ' ten sonra Türk- İş, Disk liderleri konuştukları zaman yer yerinden oynardı.
Nuri Beşer, Seyfi Demirsoy, Halil Tunç,Şevket Yılmaz, Kemal Türkler, Rıdvan Budak, Fehmi Işıklar , sosyal demokrasi mücadelesinin kahramanlarıdır.
Şemsi Denizer, 70 bin kişiyi Zonguldak'tan Ankara' ya yürütmek için yola çıkarmış, Özal' ın muhalefetine rağmen Başbakan Yıldırım Akbulut, Bolu' da onların isteklerini kabul etmiş, yürüyüş sona ermişti.
Yıldırım beyin yanında korumaları, işcilerin etrafında toplum polisinin şiddeti yoktu.
Çünkü iki taraf da, sosyal demokrasiyi hem biliyor, hem de ona inanıyorlardı.
Şimdi sendika liderleri, asgari ücret komisyonlarında mankenlik yapıyor; sonra da milletvekilliği kolluyorlar.
Biliyorum, bugünkü iktidar, yandaş sendika istiyor, bunun için sendikal haklar kısıtlanmıştır.
Sosyal demokrasi mücadelesinde sendikalar, korkmadan, yılmadan yer almalıdırlar; çünkü, rahmetli sınıf arkadaşım Prof.Rona Aybay' ın dediği gibi işçi sınıfı sendikal haklarını kaybederse, "Demokrasimiz sol ayağı topal, ördek " gibi olur.
Bu günkü CHP politikalarının en zayıf halkası, sendikakarla işbirliğinin zayıflamasıdır.