Nevzat SELVİ
Köşe Yazarı
Nevzat SELVİ
 

Teknolojik esaret

Esaret bireysel de olur toplumsal da. Milletler de esaret altına girer, devletler de. İçinde bulunduğumuz süreçte bu saydığım esaret tipleri epey yaygın ve her alanda insanlığın başına bela. Ekonomik esaret, siyasi esaret, ideolojik esaret, teknolojik esaret, inanç esareti gibi. Yeni buluşların ve teknolojik gelişmelerin baş döndürücü bir hızla ilerlediği çağımızda, teknolojik esaret dediğimizde insanların aklına önce dijital esaret gelir. Sayılar ve kodlar arasında benliğini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalan insanoğlu, kendi elleriyle ürettiği sözde teknolojik imkânların esareti altında şaşkın şaşkın TV, bilgisayar, telefon ekranlara bakınıp durmaktadır. Gerçekte, teknoloji ile iradi bir bağ kurarak esarete düşmemesi gereken insanlık, teknolojik aygıtların kölesine dönüşüp dijital dünyanın bağımlısı olarak her geçen gün öz benliğini kaybetme yolunda hızla ilerlemektedir. Beyinleri körleştiren, gözleri bozan bu teknolojik esaret son günlerde Microsoft üzerinden teknolojik esaretin ne cesamette bir canavar olduğunu ve devletlerin nasıl esaret altına alınabileceğini ortaya serdi. Hatırlanacağı gibi, Microsoft'a siber güvenlik hizmeti veren CrowdStrike'tan kaynaklanan küresel iletişim kesintisi nedeniyle birçok sektörde işlemler durdu. O sektörler arasında bankacılık, havayolları, hastane ve yayın kuruluşları da yer alıyordu. İşte burada işin vahameti ortaya çıktı. ABD’li teknoloji şirketi Microsoft 365’in sisteminde yaşanan kesinti sıradan bir arıza açıklamasıyla geçiştirilemeyecek kadar önemli idi. Hatta, bazı düşüncelere göre,  Üçüncü Dünya Savaşının siber işaret fişeği idi. Microsoft’a siber güvenlik hizmeti veren Crowdstrike’nin sistemindeki arıza bir anda küresel yazılım krizine dönüştü. Bütün dünyada denebilecek kadar yaygın bir alanda iletişim kesintisi ülkelerin birçok sektöründe, bankacılık havayolları, hastane, yayın kuruluşları, hatta askeri sahada haberleşme ve hizmet aksamalarına sebep oldu. Sevgili okurlar, Microsoft’un bir de emperyalist bir amaçla böyle bir kesintiyi kullandırtırsa birilerine. Örneğin Amerika’nın emperyalist heveslerine. Neler olacağını, nelere mal olacağını bir düşünün. Sakın bu da bir emperyalist prova olmasın. Özellikle üçüncü dünya savaşı söylemlerinin arttığı son günlerde bu olay teknik bir arıza olarak geçiştirilebilir mi dersiniz. Biraz komplo teorisi oldu gibi bu söylediklerim ama olmaz olmaz demeyin. İnsanoğlunun vahşet konusunda geldiği aşamayı göz önüne alın lütfen. Çünkü bu tip insanlarda savaş ahlakı ve insanlık olmadığı için en kolayından başlamak üzere her yolu deneyebilirler. Bu iletişim kesintisi böyle bir prova olabilir. Nasıl olsa bütün ülkeler, hadi bütün ülkeler demeyeyim, yolunmaya müstahak devletler emperyalistin iletişim programlarına mahkum iken. Senaryo bu ya,  üçüncü dünya savaşı başlamış olsun ve farzedelim ABD’nin safında değilsiniz. Ne olur. Bir anda tim bankacılık sisteminiz çöker, hastaneleriniz felç olur, bırakın tedavileri ameliyatlar yapılamaz, sivil veya askeri bir uçak bile kaldıramazsınız. Tüm kara, hava ve deniz savunma sistemleriniz çöker ve bir anda çöp olur. O övündüğümüz sihalar, ihalar hepsi çöp olur. Daha neler neler… İşte size Microsoft eliyle üçüncü dünya savaşının birinci hamlesi. Adamlar bunu denedi, kimi ne kadar zamanda dize getirebileceğini test etti. Umarım ülke olarak Microsoft’un bu ayarından dersini almış olalım.. Acilen uydusuyla birlikte tamamen yerli ve milli yazılım sistemine geçmeliyiz. Bu bizim için ölüm kalım meselesi kadar önemlidir. Bağımsızlığımız bir tuşun altında saklı. İç siyasi ve ideolojik çekişmeleri, kutuplaşmaları bir yana bırakıp işgal güçleri kapıya dayanmadan hem fiziki, hem teknolojik, hem de siber/ yazılım güvenliğimizi sağlamalıyız. Bunların ne kadar zor olduğunu biliyoruz, ama bütün zorlukları aşarak bunu yapmaya mecburuz. Türk milleti Ata’sının “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir” sözünü iliklerine kadar benimsemiştir. Bu işten tasarruf olmaz. Bu millet aç kalmaya razı olur ama vatanını ve devletini koruma konusunda hiçbir fedakarlıktan kaçınmaz. Öz benliğini yitirerek kendisini kimliksizleştiren ve düşmanının kuklası haline gelmiş olan bir zavallı durumuna düşmeyelim. 
Ekleme Tarihi: 22 Temmuz 2024 - Pazartesi

Teknolojik esaret

Esaret bireysel de olur toplumsal da. Milletler de esaret altına girer, devletler de. İçinde bulunduğumuz süreçte bu saydığım esaret tipleri epey yaygın ve her alanda insanlığın başına bela. Ekonomik esaret, siyasi esaret, ideolojik esaret, teknolojik esaret, inanç esareti gibi.

Yeni buluşların ve teknolojik gelişmelerin baş döndürücü bir hızla ilerlediği çağımızda, teknolojik esaret dediğimizde insanların aklına önce dijital esaret gelir. Sayılar ve kodlar arasında benliğini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalan insanoğlu, kendi elleriyle ürettiği sözde teknolojik imkânların esareti altında şaşkın şaşkın TV, bilgisayar, telefon ekranlara bakınıp durmaktadır. Gerçekte, teknoloji ile iradi bir bağ kurarak esarete düşmemesi gereken insanlık, teknolojik aygıtların kölesine dönüşüp dijital dünyanın bağımlısı olarak her geçen gün öz benliğini kaybetme yolunda hızla ilerlemektedir.

Beyinleri körleştiren, gözleri bozan bu teknolojik esaret son günlerde Microsoft üzerinden teknolojik esaretin ne cesamette bir canavar olduğunu ve devletlerin nasıl esaret altına alınabileceğini ortaya serdi.

Hatırlanacağı gibi, Microsoft'a siber güvenlik hizmeti veren CrowdStrike'tan kaynaklanan küresel iletişim kesintisi nedeniyle birçok sektörde işlemler durdu. O sektörler arasında bankacılık, havayolları, hastane ve yayın kuruluşları da yer alıyordu.

İşte burada işin vahameti ortaya çıktı. ABD’li teknoloji şirketi Microsoft 365’in sisteminde yaşanan kesinti sıradan bir arıza açıklamasıyla geçiştirilemeyecek kadar önemli idi. Hatta, bazı düşüncelere göre,  Üçüncü Dünya Savaşının siber işaret fişeği idi.

Microsoft’a siber güvenlik hizmeti veren Crowdstrike’nin sistemindeki arıza bir anda küresel yazılım krizine dönüştü.

Bütün dünyada denebilecek kadar yaygın bir alanda iletişim kesintisi ülkelerin birçok sektöründe, bankacılık havayolları, hastane, yayın kuruluşları, hatta askeri sahada haberleşme ve hizmet aksamalarına sebep oldu.

Sevgili okurlar, Microsoft’un bir de emperyalist bir amaçla böyle bir kesintiyi kullandırtırsa birilerine. Örneğin Amerika’nın emperyalist heveslerine. Neler olacağını, nelere mal olacağını bir düşünün.

Sakın bu da bir emperyalist prova olmasın.

Özellikle üçüncü dünya savaşı söylemlerinin arttığı son günlerde bu olay teknik bir arıza olarak geçiştirilebilir mi dersiniz.

Biraz komplo teorisi oldu gibi bu söylediklerim ama olmaz olmaz demeyin. İnsanoğlunun vahşet konusunda geldiği aşamayı göz önüne alın lütfen. Çünkü bu tip insanlarda savaş ahlakı ve insanlık olmadığı için en kolayından başlamak üzere her yolu deneyebilirler. Bu iletişim kesintisi böyle bir prova olabilir. Nasıl olsa bütün ülkeler, hadi bütün ülkeler demeyeyim, yolunmaya müstahak devletler emperyalistin iletişim programlarına mahkum iken.

Senaryo bu ya,  üçüncü dünya savaşı başlamış olsun ve farzedelim ABD’nin safında değilsiniz. Ne olur. Bir anda tim bankacılık sisteminiz çöker, hastaneleriniz felç olur, bırakın tedavileri ameliyatlar yapılamaz, sivil veya askeri bir uçak bile kaldıramazsınız. Tüm kara, hava ve deniz savunma sistemleriniz çöker ve bir anda çöp olur. O övündüğümüz sihalar, ihalar hepsi çöp olur.

Daha neler neler… İşte size Microsoft eliyle üçüncü dünya savaşının birinci hamlesi. Adamlar bunu denedi, kimi ne kadar zamanda dize getirebileceğini test etti.

Umarım ülke olarak Microsoft’un bu ayarından dersini almış olalım.. Acilen uydusuyla birlikte tamamen yerli ve milli yazılım sistemine geçmeliyiz. Bu bizim için ölüm kalım meselesi kadar önemlidir. Bağımsızlığımız bir tuşun altında saklı.

İç siyasi ve ideolojik çekişmeleri, kutuplaşmaları bir yana bırakıp işgal güçleri kapıya dayanmadan hem fiziki, hem teknolojik, hem de siber/ yazılım güvenliğimizi sağlamalıyız.

Bunların ne kadar zor olduğunu biliyoruz, ama bütün zorlukları aşarak bunu yapmaya mecburuz.

Türk milleti Ata’sının “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir” sözünü iliklerine kadar benimsemiştir.

Bu işten tasarruf olmaz. Bu millet aç kalmaya razı olur ama vatanını ve devletini koruma konusunda hiçbir fedakarlıktan kaçınmaz.

Öz benliğini yitirerek kendisini kimliksizleştiren ve düşmanının kuklası haline gelmiş olan bir zavallı durumuna düşmeyelim. 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.